Savunma Sanayii Genel Bakış

 Savunma Sanayii Genel Bakış

Savunma Sanayi Genel Bakış 3

Savunma, kavramsal bakımdan güvenlik hizmeti ile aynı çerçeve içerisinde değerlendirilmektedir. Özellikle de yeryüzünde ki bütün canlıların doğaları gereği karşılaştıkları negatif durumlar karşısında, mevcut pozisyonlarını korumaya yönelik öncesinde veya anlık olarak tepki gösterdikleri birtakım müdafaa edici strateji yöntemleri olarak tasvir edilebilir. Ayrıca, savunma ve güvenlik birbiriyle iç içe geçmiş, aynı düşünce yapısını ifade eden korunma fonksiyonları olarak da kabul görmektedir.

Savunma sanayisi dünya devletleri açısından değerlendirildiğinde: bir bütünlüğü oluşturmuş ülkelerin, sürdürülebilirlik anlayışını devam ettirebilmek amacıyla ekonomik ve askeri imkanlarını ulusal çıkarları yönünde aktif bir şekilde kullanmasıdır. Bu yönde gerçekleştirilen eğitim politikaları, finans rezervleri, enerji yapılanmaları, Ar-Ge çalışmaları, uluslararası ortaklık anlaşmaları ve benzeri bileşenler savunma endüstrisinin dönüşüm diyagramını oluşturan parametreler şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, söz konusu parametreler birbirine bağlı algoritma tablosu halinde döngüyü oluştururlar ve zincirleme reaksiyon şeklinde etkileşim gösterip, alanlar arasında oluşan boşlukların doldurulmasında etken rol alırlar. (Vardar, S. (2016), “IV. Endüstri Devrimi Paradigması” , Anahtar Dergisi, Ekim 2016: 10-12)

FNSS ZPT M113A4

Savunma sanayi ülkelerin bulunduğu coğrafi konum açısından büyük bir öneme sahiptir. Bazı ülkelerin yer aldığı coğrafi konum o ülkelerin bağımsızlığı ve bekası için hayati önem taşır. Ülkelerin güvenlik ihtiyacı her devletin savunma harcaması yapmaya yöneltmiştir. Ülkelerin özgürlüklerini muhafaza edebilmeleri ancak savunma sanayilerinin sağlam temeller üzerine oturtmaları ile mümkündür. Bugün savunma sanayinde üstün olan ülkelerin birçoğunun teknolojik üstünlüğe sahip gelişmiş ülkelerden oluştuğunu açıkça görmekteyiz. Gelişmiş ülkelerde savunma sanayi ekonomik ve siyasi olarak etkinliğe sahip olmada büyük önem taşır. Çünkü sanayisi gelişmemiş bir ülkenin etkin bir savunma sanayisi de olması beklenemez.

Günümüzde Savunma Sanayi

Bugün uluslararası platformda söz sahibi olmak isteyen ülkeler silahtan savunma sistemlerine dek birçok ürünün üretimini yaparak savunma teknolojisine egemen olmaya çalışmaktadır. Güçlü savunma sanayine sahip olan ülkeler güçlü bir ordu kurulmasının da önünü açarak uluslararası alanda taktiksel ve stratejik kararların alınmasında ve alınan kararların caydırıcı bir güç oluşturmasında etkin bir role sahip olmaktadırlar. Bunun yanı sıra demokrasiyi benimsemiş ülkelerin ulusal bütünlüklerini korumak amacıyla vatandaşlarından topladıkları vergi gelirleri ve finans destekleri, hali hazır durumda bulunan güvenlik harcamalarının kaynak dağılımını ortaya koymaktadır. Oluşan kayıpların azaltılması amacıyla dünya çapında yapılan araştırma ve geliştirme çalışmaları, yenilenebilir enerji alternatifini uluslararası piyasalara kazandırmakta ve yenilenebilir enerjiye bağlı yerli üretim sanayi faktörünü birinci dönüşüm aracı olarak liste başına koymaktadır. Bu şekilde, savunma endüstrisinin sürekli yenilik kazanabilmesi ve makro ekonomik yapılanmalara denge oluşturması sağlanmaktadır.

Türkiye’nin savunma harcamaları tarihsel olarak daha çok yerel dinamikleri takip etmektedir. Mesela soğuk savaş sonrası dönemde, pek çok ülkede savunma harcamalarında daralma görülmesine karşın Türkiye 1990’larda PKK’nın terör saldırılarının artmasının da etkisiyle savunma harcamalarını artıran nadir ülkelerden birisi olmuştur. Ege Denizi’nde Yunanistan ile yaşanan muhtelif gerilimler, Kıbrıs sorunu ve PKK tarafından gerçekleştirilen terör saldırıları ülkenin savunma harcamalarını etkileyen önemli tarihsel faktörlerdendir. Türk savunma sektörünün mevcut durumunu ve gelecek ile ilgili beklentileri daha net anlamak adına yakın geçmişteki belirgin dönemleri incelemeliyiz.

Türk savunma sanayiinin aslında tarihsel gelişimine bakıldığında 1990 öncesi dönemde ithalata bağımlı bir yapıya sahip olduğu görülmektedir. Söz konusu dönemde helikopter ve roket sistemi ithalatının gerçekleştiği sektörde, 1990-2000 döneminde ise zırhlı savaş aracı, hafif nakliye ve temel eğitim uçağı ile kargo helikopteri gibi kara ve hava araçlarının ortak üretimi modeline geçilmiştir. 2000’li yıllarla birlikte Milgem, Anka ve Hürkuş gibi önemli nitelikteki ana platformların kısmi tasarım süreci başlamıştır.

Milli Savunma – Geleceğin ARGE Konuları

Bilgi Teknolojileri,

Büyük Veri (Big Data) ,

Yazılım Analizleri,

Robotik ve Otomasyon,

Nanoteknoloji Sürdürülebilirliği,

Bulut Bilişim,

Sağlık Yazılımları,

Yenilenebilir Enerji,

Sanallaştırma,

Genomik / Proteomik Sistemler Biyolojisi

Sentetik Biyoloji,

Kuantum Hesaplama,

Uzay Teknolojileri,

Kişiye Özel Tıp,

Biyomühendislik

Sektörün personel istihdamı, toplamda 45.000 seviyesinde olup, %31 oranında mühendis çalışan bulunması, teknolojik üretim, tasarım ve geliştirme faaliyetlerinin artışına bir işaret olarak yorumlanmaktadır. Sektör çalışan profili nitelikli olup akademik kariyer yapmış eleman istihdamına yönelimin arttığını göstermektedir. Savunma sanayisi çalışmak isteyen mühendislere büyük oranda ihtiyaç duyulan bir sektördür. Sektörde iş hacminin genişlemesi ile istihdam miktarı da gelişmiştir. Özellikle ülkemizde işsizlik oranının arttığı bir dönemde böyle bir tablonun ortaya çıkması, sektörün geleceği açısından olumlu mesajlar vermiş, hem de ülke ekonomisine olumlu katkı sağlamıştır. Tersine beyin göçü konusunda beklenen gelişmede henüz arzu edilen seviye sağlanamamış olsa da, bu konuda devlet ve sanayicinin daha etkin çalışmalar yapması gereğine inanılmaktadır.

Ahmet Gündoğmuş

Related post

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.